Necmettin Erbakan'ın Ölümü
Ordu'nun ve Dışişleri'nin, Libya'daki bütün Türkleri tahliye etmeyi başarması muazzam bir olay ve başarı olsa da geçtiğimiz haftanın en önemli olayı tartışmasız Erbakan'ın ölümüdür. Talihin cilvesi; 28 Şubat'ın arefesinde 27 Şubat Pazar günü Erbakan 85 yaşında hayata gözlerini yumdu.
 |
| Erbakan son yıllarda destekle yürüyor ve konuşma güçlüğü çekiyordu. |
Erbakan, Cumhuriyeti kuran ilk kuşak inkilap siyasetçilerinin devrini kapatıp siyasetten çekilmekte ayak dirediği yıllarda onların yarısı yaşında olan ve meydanlarda heyecan yaratmaya başlayan siyasetçilerden biri olarak karşımıza çıktı. İnönü, Bayar, Menderes gibi cumhuriyeti kuran ve ilk çok partili hayatı yaşama geçirip belli bir olgunluğa getiren siyasetçilerden devraldıkları bayrağı uzun müddet taşıyan Ecevit ve Demirel gibi siyaset adamlarından biriydi.
 |
| Demirel ile 1. ve 2. M.C. hükümetlerinde yer aldı. |
Türkiye'de sandığın ilk kez ortaya konduğu Meşrutiyet'ten bu yana var olagelmiş 3 siyasi akımdan biri olan İslamcılık akımı onun siyaset sahnesine çıkmasıyla ana yatağını bulmuş ve hızla yükselmeye başlamıştı. Diğer iki akım olan Batıcılık ve Türkçülük kadar Cumhuriyetin ve yeni dünya algısının hayat hakkı tanımadığı İslamcı düşünceyi demokrasiye ortak etmeyi başarmıştı. Hatta 73'te Ecevit, 96'da Çiller, onunla koalisyon kurmalarının gerekçesini mütedeyyin insanları sisteme dahil etmek olarak belirttiler. Fakat sistem temsil ettiği düşünceyi kendisine ortak etmekte epey zorlanacaktı.
 |
| Erbakan uzun siyasi yaşamı boyunca, sürgüne gönderildi, yargılandı, tutuklandı, yasaklandı. |
4 kez partisi kapatılacak, 1 kez sürgüne gönderilecek, 1 kez tutuklanacak ve 1 kez de iktidardan indirilip siyaseten yasaklanacaktı. Kendisinin siyaset sahnesine çıkmasından sonra gerçekleşen bütün müdahalelerde siyaseten yasaklanan tek siyasetçidir. 12 Mart'ta, 12 Eylül'de ve 28 Şubat'ta askeri vesayet rejiminin sertliğini ve keskinliğini iliklerinde, kemiklerinde hissetmiştir.
 |
| Partisi ve hareketi, rejime karşı bir tehdit olarak görüldü. |
Son olarak siyaset hayatımızda bugün var olan 3. kuşak siyasetçilerin neredeyse tamamı onun talebesidir. Özal ve Erdoğan bunların başlıcasıdır. Ülke için kurduğu hayalleri gerçekleştirmek noktasında kifayetsiz ihtirası ve talebelerinin önünü açmamaktaki ısrarı hep hatırlanacak.
 |
| 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erbakan'ın yanında yetişmiş talebelerden biridir. |
Hafta'nın olayı ile ilgili söyleyeceklerimizi Murat Yetkin'in 28 Şubat tarihli Radikal'deki yazısından yaptığımız alıntıyla bitirelim.
"...Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat süreci fiilen 3 Kasım 2002 seçim sonuçlarıyla bitti. Resmen bittiği tarih 27 Nisan 2007’dir. Askerin, Türkiye ve dünya gerçeğinin değiştiğinden bihaber bir hamle yaparak yayınladığı muhtıra dönüm noktası oldu.
Erdoğan muhtemelen merhum Hocasının hiç girmeyeceği bir riske girdi; ertesi gün askerlere rest çekti. Ergenekon soruşturmalarıyla hesap sorma sürecinin o restle başlaması da, 2007’deki oy patlaması da rastlantı değildir. İşte Erbakan’ın gördüğü mürüvvet budur.
Çelişki şudur ki, Erbakan’ın bütün hayallerini, yolunu kendi yolundan ayıran talebeleri
gerçekleştirdi. Türkiye’nin kendi tankını, gemisini, uçağını yapması onun hayaliydi; bugün yapılıyor. Bugün Anadolu sermayesi artık İstanbul sermayesidir. Üniversite rektörleri türbanlı kızlara selam durmuyorlarsa da, sabahları derse girmeden selamlaşıyorlar. Bütün bunlar da kanlı değil, kansız oluyor..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder